Dracula – 1. Sezon İnceleme

BBC ve Netflix ortak yapımı Dracula dizisi aniden Netflix’de yerini aldı. 3 bölümden oluşan bu mini diziyi sizler için izledik ve Dracula inceleme yazısına başlıyoruz.

dracula inceleme

Dracula Efsanesi

Bram Stoker’ın efsanevi romanının başkarakteri Transilvanya’nın karanlık prensi vampir Dracula… Birçok kez sinemaya aktarılan tonlarca vampir janrına ilham olan bu kitabı ve karakteri dayanarak alarak bir dizi yapılacağı haberi uzun zaman önce kulağımıza çalınmıştı.

En son Francis Ford Cappola’nın yönettiği Keanu Reeves ve Gary Oldman’ın başrollerinde oynadığı bir filmi çekilmişti ve gayet ideal bir filmdi. Peki dizi nasıl?

Dracula Nasıl Olmuş ?

Mark Gattiss ve Steven Moffat ikilisinin yazdığı, daha doğrusu yarattığı Dracula yine aynı ikilinin Sherlock dizisi gibi 3 bölümden oluşuyor. Öncelikle bu yazar ikilisini gömerek yazımıza başlayalım. Doctor Who dizisinin de yazarları bu ikilidir aynı zamanda…

Mark Gattiss ve Steven Moffat ikilisinin bulduğu fikirler gerçekten çok başarılı, aynı zamanda bu ikilinin hep yaptığı şey iyi fikirleri berbat edip koca çöp yığınlarına çevirmektir. Sherlock dizisinin ilk bölümlerinden sonra koca bir çöp yığınına dönüşmesinin, zorlama twistlerin, yorucu ve birbirinin aynı karakterlerin sorumlularıdır. Bu adını duyunca zaten ön yargılı olarak başladım Dracula dizisine.

Maalesef yine yanıltmadılar. Gotik, karanlık bir ortamla açılıyor dizi. Dracula izlediğimize dair hissiyatı bize veriyor. Dizinin başrolünde yer alan Claes Bang, başarılı bir Dracula portresi çiziyor. Bela Lugosi’ye benzer bu Dracula portresi özellikle hoşuma gitti. Dizideki diğer oyuncularla ilgili de hiçbir problem yok. Hepsi gayet başarılı…

 

Bölüm Bölüm İnceleme

Dracula inceleme yazımıza bölüm bölüm devam etmek daha sağlıklı olacak çünkü, tüm bölümler dizinin ana yapısının oluşması engelleyecek farklılıkta devam ediyor.

1.Bölümde  genç avukat Jonathan Harker, Kont Dracula ile olan işleri halletmek için kasvet dolu şatosuna giriyor. Yaşlı Dracula, kesinlikle tekinsiz olduğunu ilk görüşmeden itibaren genç avukata hissettiriyor. Bölümün sonunda neler olacağını zaten kısmen bildiğimiz için çok büyük bir merak uyandırmıyor. Sırasıyla vampir klişelerini izlemeye başlıyoruz. Tabi ki klişeleri yaratan eser bu olduğu için gayet normal. Dracula gün geçtikçe güçlenip gençleşirken Jonathan Harker aynı hızla güçten düşüp içten içe ölmeye başlıyor.

Dizinin ilk bölümü sonlarına kadar gayet iyi ilerliyor diyebilir. Ancak Dracula’nın manastıra gelmesi ile bölüm farklı bir boyuta atlıyor. Gattiss Moffat ikilisinden beklediğimiz şeyler diziye girmeye başlıyor. İlk bölümde bir önemli karakter daha giriyor, Rahibe Agatha Van Helsing. Van Helsing adı zaten janra hakim olan insanların bildiği bir isim. Sister Agatha, bazen çok kaliteli yazılmış bazen de ciddi anlamda insanın yoran bir karakter. Dracula, manastıra geldiğinden itibaren Agatha ve Dracula savaşı başlıyor. Kısacası dizini ilk bölümü yüksek başlayıp kötü bitiyor. Yani ortalama bir bölüm diyebiliriz.

Dracula İnceleme

Dizinin ikinci bölümü, en güzel bölümdü. Victorian tarz film ve dizileri özel olarak severim, ayrıca bu dönemde geçen gemi yolculuğu, gemi savaşı vb. içeren dizi, film ve kitaplara bayılırım. Yani dizinin bu bölümü tam bana göre. Dracula ve bir grup zengin yolcu İngiltere’ye doğru yola çıkıyorlar. Tahmin edildiği üzere gemide cinayetler işleniyor, insanlar ölüyor kayboluyor. Bölümün sonlarına doğru hasta yatağında yatan bir kadın ortaya çıkıyor. Bu kadın Agatha Van Helsing olduğu anlaşılıyor ve Dracula ile savaş başlıyor. Bölümün sonunda da Dracula’yı denizin dibine göndermeyi başarıyorlar. Bölüm çok mu iyiydi peki? Hayır, ben şahsi olarak sevdim sadece. Yoksa övebileceğim çok fazla şey yoktu. Yine ortalama diyebiliriz bu bölüm için. Ancak bölümün sonunda 1897 yılında denize gömülen Dracula 2020 yılında hop diye gelip denizden çıkıyor.

Dizinin En kötü Bölümü

Dizinin üçüncü son ve en berbat bölümüne geliyor sıra. 2020 yılında Agatha’ya birebir benzeyen bir kadın ve bir grup asker Dracula’yı karşılıyor. Dizimiz aniden hiçbir alaka yokken 2020 yılına taşınıveriyor ve iki bölümde oluşturulan yarım yamalak omurga parçalanıyor. İki bölüm boyunca izlediğimiz ne varsa anlamsızlaşıyor. Bu bölümü anlatmak istemiyorum gerçekten. Çünkü anlatılmayacak kadar kötü bir bölümdü. Şeytan ve melek, iyi ve kötü algoritması üzerine kurulu bir hikayeye, güzellik geçicidir önemli olan iç güzelliği gibi gereksiz bir konu üzerine kuruyor tüm bölümü. Vampir efsanesini yıkıp yerine korkularımızı biz yaratırız gibi bir argüman daha geliştirilmeye çalışıyor ve dizinin ortalama olan izlenebilirliği koskoca bir çöpe dönüşüyor. Tam olarak yazının başında da dediğim gibi. Dizinin bir 4. Bölümü olsa asla açıp izlemezdim. Yani ortalama bir dizi demek isterdim ancak değil. Ortalamanın altında yavan, kopuk, güzel fikirleri berbat hale getiren bir dizi olmuş. Dracula inceleme yazımız burada bitiyor. Hala daha en iyi vampir içeriği Interview with the Vampire olarak kalmaya devam ediyor.

BENZER YAZILAR

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

POPÜLER YAZILAR

En İyi Bilim Kurgu Romanları

En iyi bilim kurgu romanları, daha doğrusu bizim  en sevdiğimiz bilim kurgu romanlarını sizler için derledik. Aradığınız bazı fiyatlar bu listede olmayabilir. Öncelikle en...

“Kupa Kafası” Kafası

Merhaba sevgili Geek’ler, yenilenen görünümümüz ve yeni içerik politikamızın ilk yazısı ile yine buradayız. Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazı reklam amacıyla...

Ay’da Devriye – Ay Polisi

Merhaba sevgili çizgi roman sever arkadaşlar. En son okuduğum çizgi roman olan "Ay Polisi" inceleme yazısıyla karşınızdayız. İthaki yayınlarından çıkan minimal bilim...