Once Upon a Time in Hollywood – İnceleme

Once Upon a Time in…… Hollywood.

Hollywood, müzikler ve ayaklar… Filmin en iyi özetleyen kelimeler bunlar sanırım. Yaşayan efsane yönetmen, Quentin Tarantino’nun son filmi vizyona girdi ve hemen gidip filmi Herşeygeeki ailesi olarak izledik. Peki, tatmin olduk mu? Ehh…

Filmin konusundan kısaca bahsedecek olursak, Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Rick Dalton yıldızı sönmekte olan eski bir Western aktörüdür. Alkolik ve müsrif yapısı yüzünden yıldızı da parasıyla birlikte sönmektedir. Brad Pitt’in oynadığı Cliff Booth ise Rick Dalton’un dublörü, şoförü ve yardımcısıdır. Hollywood içerisinde akan bir hayatları vardır. Yan komşuları olan Roman Polanski ve Sharon Tate ise Hollywood’un ışıltılı yaşamı içerisinde ilerlemektedir. Ayrı bir kanalda ise Charles Manson ve tarikatına ufak bir bakışta mevcut.

Film üç karakterin üzerinden ilerleyeli seçmiş. Rick Dalton’un olduğu sahneler Tarantino’nun çocukken sevdiği filmlere yelpaze şeklinde bir bakış olarak geçiyor benim için. Rick Dalton karakterinin bitmekten olan kariyeri için hissettiği korku ve bir film setinde küçük kız çocuğuyla dertleştiği sahneler karakterin ve bu bölümün zirvesi. Film düşünüldüğü gibi Charles Manson ve Tarikatı üzerinden ilerlemiyor. Elimizde tüm yolların kesişeceği yol olarak bunu görsek de bence filmdeki ana amaç bu değil. Cliff Booth ise aslında filmin ana karakteri. Sert ve alfa bir görünüm sunuyor. Gerektiği yerlerde sakin ve akılcı tavırlarıyla seyirciyi kendine çekiyor. Ancak Cliff Booth’u seyirci için filmin starı yapamayacak bir engel var. O da karısını gerçekten öldürüp öldürmediği gerçeği. Kafada bırakılan bu soru işareti sayesinde bence Bradd Pitt, başrol mertebesine yükselemiyor. Cliff Booth Manson Tarikatına bağlanan tek karakter. Tarikatla ilgili gördüğümüz sahneleri Cliff’in gözünden izliyoruz. Filmin üçüncü yolu ise Margot Robbie’nin oynadığı Sharon Tate. Sharon Tate bütün film için melek konumuna konulmuş durumda ve aslında filmin ana temalarından birisi genç yaşta bebeğiyle birlikte cinayete kurban giden Sharon Tate’e yakılan bir ağıt. Sharon Tate, etrafına ışık saçan bir insan film için. Gerçek kişilere olan saygısından ötürü, gerçek kişileri filminde önemli konumlara koymamış Tarantino.

Film fazla uzun… 2 saat 40 dakikalık süresi özellikle filmin ilk yarısında çok zorlu geçiyor. Kısa bir zaman dilimini anlatan film, fazlasıyla uzun sahneleriyle ve Tarantino’dan beklenen eğlenceli diyalogları duymadan izlemek kolay olmadı. Tüm Tarantino filmleri içerisinde ne az aksiyona sahip filmde bu olmuş. Her tarafa fışkıran kanlar görmek isteyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Peki, bu filmin güzel olan tarafı ne o zaman?

Prodüksiyon, mükemmele yakın. 60’lı yıllarında Hollywood’u resmet yaşatılmış. Ve yapılan bu kaliteli çalışma filmin içerisinde bize bolca gösterilmiş. Müzikler, her Tarantino filminde olduğu gibi yine gayet iyiler. Oyunculuklar, film zaten yıldızlar geçidi şeklinde geçiyor. Yan yönlerdeki oyuncular bile önemli isimlerden oluşuyor. Rick Dalton’un rol aldığı eski filmleri o döneme uygun harika şekilde çekmiş Tarantino. Filmi çekerken çok eğlendiği kesin. Çünkü en çok kirli kadın ayağı gördüğümüz filmi bu oldu.

Filmde bir amaç arıyorsanız., değişen Hollywood anlatılıyor filmde, ve genç yaşta ölen Sharon Tate’e ve güzelleğine ağıt yakılıyor. Özellikle son sahneden çalan şarkı bir veda niteliğinde… Tarantino bence ne çekmek istiyorsa bu filminde çekmiş. Kendisini bir filtrelemeden geçirmeden… Filmi sevdim ama en sevdiğim Tarantino filmleri listesinde yukarılara tırmanması biraz zor. Hee, bir de ayak fetişinin yanına horlayan kadın fetişi de eklenmiş. İyi seyirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir