Us – İnceleme

Us – İnceleme

‘Get Out’ filmi ile haklı bir çıkış yakalayan Jordan Peele’in son filmi ‘Us’ yani ‘ Biz’. Film afrika-amerika kökenli bir ailenin lunaparkta eğlendiği sahneyle başlıyor. Küçük Adelaide, babasının yanında ayrılıp kendini bul temalı bir eğlence evine giriyor. Burada tıpatıp kendisine benzeyen bir başka kız çocuğuyla karşılaşıyor.

Daha sonra Adelaide’yi yetişkin ve kendi ailesini kurmuş olarak görüyoruz. Ve ailesiyle kendisine tıpa tıp benzeyen kızı gördüğü sahile gidiyor. Akşam sahilden eve döndüklerinde ise kendilerine tıpa tıp benzeyen bir aile ile karşılaşıyorlar.

Film bu sahneden sonra gergin bir hale bürünüyor ve katil kurban kovalamacaları başlıyor. Filmi özetledikten sonra oyunculardan Lupita Nyong’o için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Filmin üzerine kurulduğu Lupita, aşırılığın sınırlarında gezinen üst düzey bir performans sergiliyor. Diğer oyunculardan dikkat çekici bir performans göremedim maalesef, ki diğer oyunculara yüklenen misyonda fazlasıyla kısıtlıydı.

Peki bu film ne anlatıyor. Bana geçen en net alt metin, toplum eleştirisi. Hatta spesifik olarak Amerikan toplumu eleştirisi. Kitty’e birebir benzeyen kadının. Tek başına kalır kalmaz makyaj yapmayı denemesinin ve aslında ne yaptığı konusunda bir fikri olmaması bu tezimi destekleyici şeylerden biri. Günümüz toplumunda bir çok insan neden yaptığını sorgulamadan sadece sosyal medya üzerinde gördüğü şeyleri tekrar ediyor. Ve bunu hayatları haline getiriyor. Red karakterinin,’ Siz kimsiniz?’ sorusuna,’ Biz Amerika’yız.’ Şekilde verdiği cevapta bunu destekliyor. Filmin en başında 1986 yılında, Afrika’da ki açlığa dikkat çekmek için Ken Kragen tarafından başlatılan el ele tutuşma kampanyasının reklamlarını görüyor. Ve yer altından çıkan bu klon insanlar aynı şeyi gerçekleştirmeye çabalıyor. Toplum olma kabul edilme kaygısını bizlere hissettiriyor.

Filmin konusunda devam edersek… Birbirne tıpatıp benzeye tek aile Adelaide’nin ailesi değil. Amerika’nın bir çok yerinde bu insanlar ortaya çıkıp büyük bir kaos yaratıyorlar. İçlerinden konuşabilen sadece Adelaide’nin benzeri Red. Tabi ki bu da tesadüf değil. Filmin en sonunda Adelaide’nin aslında klonuyla yer değiştirdiğini öğreniyoruz.

 

 

Şimdi gelelim can sıkıcı kısımlara. Yer altında yaşayan bu insanlar, yıllar önce hükümetin yaptığı bir deneyin başarısızlığı sonucu orada yaşamaya terk edilmiş insanlar. Bu insanlar çiğ tavşan etiyle besleniyorlar. Buradan da hükümetin deneyi ilk olarak tavşanlar üzerinde yaptığını anlıyoruz. Klonlanan insanların bedenleri aynı olsa da ruhları bağlı kalıyor filme göre. Deneyin amacı da klonlar vasıtasıyla insanlara istediklerini yaptırmak. Başarısız olan bu deney sonucu bir sürü insan kaderine terk ediliyor. Adelaide, yer değiştirdikten sonra yer altını görüyor. Oradaki insanlar, yerin üstündeki asılları ne yapıyorsa aynısını tekrar ediyor. Evet, mantıksal olarak ilk hatamız burada çıkıyor. Eğer klonlar, asıllarının hareketlerini taklit etmek zorunda ise neden ve nasıl Red, Adelaide’nin hareketlerini taklit ediyor? Bu karşı konulamaz bir mantık hatası doğuruyor. Bize gösterilen klonlar insanları taklit ediyor. Onlar yemek yerken yemek yiyor, onlar sevişirse sevişiyor. Red, üst dünyaya çıktığında senin aşık olduğun adamla birlikte olmak zorunda kaldım diyor. Sen hamile kalınca ben de kaldım diyor. Fiziksel olarak fazlasıyla mantıksız çünkü doğan çocuklarda birebir Adelaide’nin çocuklarına benziyor. Organik canlılar için bu imkanı olan bir olay değil. Filmin kendi koyduğu kurallarına ters düşüyor. Klonlar dünyaya çıkıp artık yaşama sırası biz de dediği anda, nasıl oluyor da her zaman asıllarını taklit etmiyor? Bunu tartışmaya gerek duymuyorum filmin işleyişi açısından ama bu kendi içerisinde mantıklı olduğu anlamına gelmiyor.

Bir diğer eleştirim ise kısıtlı karakter ve mekan kullanımı. Film sahip olduğu net fikre hiçbir zaman odaklanamamış ve vurucu fikrini kabullenememiş. Bunun içinde dar mı büyük mü bir hikaye anlatması gerektiği konusunda ikililikler meydana gelmiş.

Tüm bunların ışığında ‘Us’ güzel bir film… Ama ne anlatmak istediği konusundaki belirsizlik filmin çok iyi seviyesine çıkmasını engelliyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir