Let The Right One In – Låt den Rätte Komma in

Okulda zorbalık gören sarı bir çocuk ve vampir olan kara kızın aşkı…

Evet incelememize başlayalım. Yönetmenliğini Tomas Alfredson‘un yaptığı bu soğuk filmimizde Oskar rolünü Kåre Hedebrant, vampir kızımız Eli‘yi Lina Leandersson oynuyor. Ekstra bir bilgi daha filmin görüntü yönetmeni ise Hoyte Van Hoytema. Bu isme daha çok değineceğiz.

Oskar, okulda diğer çocukların zorbalığına uğrayan, gazeteden cinayet haberlerini kesip koleksiyon yapan bir çocuktur. Oturdukları apartmana Eli ve babası olduğu düşünülen bir adam taşınır. Eli ve Oskar zamanla tanışıp arkadaş olurlar. Eli’nin beraber kaldığı adam ona kan sağlamak için cinayetler işliyor ve başarısız olunca Eli kendi işini kendi halletmeye başlıyor. Oskar ile ilişkileri daha da yakınlaşır. Eli sayesinde Oskar’da olan değişimle Oskar kendini savunmaya başlar. Filmin sonunda Eli, Oskar’a saldıran çocukları öldürür ve filmin sonunda ikiliyi trende beraber seyahat ederken görürüz. 

Konuyu özetlediğimize göre artık işin derinine girebiliriz. Öncelikle film görsel olarak izlediğim en güzel filmlerden biri. Kesinlikle kalkmayan büyük beyaz kar kütlesi eşliğinde olabildiğince gerçekçi, filmin tonunu çok iyi anlatan kadrajlar kullanılmış. En başta belirttiğimiz Hoyte Van Hoytema burada devreye giriyor. Çünkü bu görselliği bize sunan kişi. Hoyte Van Hoytema’yı benden önce daha ünlü yönetmenlerde keşfetmiş. Hoytema’nın Let The Right One In’den sonra sırasıyla görüntü yönetmenliğini yaptığı filmler şöyle: The Fighter, Her, Interstellar, Dunkirk

 

Film, son derece klişe bir vampir hikayesini anlatıyor bizlere. Ama konu değil önemli olan nasıl anlatıldığıdır. Ve bu hikaye son derece dozunda ve doğru şekilde bize aktarılıyor. Film kendini sürekli olarak açıklama yapmak zorunda hissetmiyor. Kendi içerisinde doğal akışında bize öğrenmemiz gerekeni sunuyor. Diğer insanlara elinin babası olarak lanse edilen Håkan, aslında kim bilmiyoruz. Hatta benim için filmin en etkileyici  sahnesi de, Eli‘ye bugün Oskar‘la buluşma dediği ve Eli’nin adamın yanağını okşadığı sahne. Bu sahne beni gerçekten çok etkiledi ve benim bakış açıma göre aslında tüm filmin özeti. Çünkü, Eli 12 yaşında görünmesine rağmen çok uzun yıllardır vampir olarak yaşıyor ve beslenmesi için saklanması için birine ihtiyaç duyuyor. Aslında bu adamın Eli’nin eski aşkı olduğunu düşündürüyor bu durumda. Kendi hayatını Eli için feda eden yaşlı adamla sonlanan döngü Oskar’la yeniden başlıyor. Oskar‘ın döngüsü bitmeye yaklaştığında yeni birisi daha olacak çünkü Eli buna ihtiyaç duyuyor. Eli’nin en büyük laneti bu.   

Oskar karakterini oynayan çocuğun saçını açık sarı, Eli karakterini oynayan kızın ise alabildiğine siyah saçları olması da alenen bir iyi kötü referansı. İyi ve kötünün birlikte var olabildiği. Saçtan makyaja geçelim. Eli’nin makyajı bize resmen en son ne zaman kan içtiğini çok iyi anlatıyor. Filmin gerçekçiliğe büyük bir katkı sunuyor. Eli‘nin sesi de aynı şekilde. Bazı yerlerde olgun bir kadın sesine dönüyor ve bu kızın aslında küçük bir çocuk olmadığını bize anlatıyor. 

Filmin kötü denilebilecek tarafı, kedilerin kadına saldırdığı kötü CGI sahne geliyor aklıma. Ayrıca Oskar rolündeki çocuğa bir türlü kanım ısınamadı. 

Film, vampir aşk filmi denildiğinde aklınıza gelen şeylerin hiçbirini barındırmıyor. İzleyin pişman olmazsınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir